Tatar Kıbrıs Cumhuriyeti Meclisi’nin Garanti Sistemiyle İlgili Kararına Tepki Gösterdi

Ulusal Birlik Partisi Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar, “Rum Meclisi’nin Kıbrıs konusundaki hedeflerinin sözde çözümün ilk gününden başlayarak Türk askerinin kısa sürede sıfırlanacağı, Türkiye’nin müdahale hakkının ilk günden ortadan kalkacağı yeni bir karar aldığını savunarak, “ kimse halkımızı daha fazla oyalamasın , Rumla çözüm olmaz” dedi.

Ersin Tatar, “ Cumhuriyet Meclisi’nin derhal Rumların Kıbrıs Türk Halkı’nın asla taviz vermeyeceği garanti sistemine yönelik bu saldırısına alacağı kararla yanıt vermesi gerektiğini” savundu.

Tatar açıklamasında şunları kaydetti:

“Rum Meclisi 18 Şubat 2010 tarihinde aldığı bir kararla Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin yok edilmesini bir anlaşma için ön şart haline getirmiş, bizim Meclisimiz de hemen ardından 24 Şubat 2010  tarihinde oy birliği ile aldığı bir kararla Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin Kıbrıs Türkü için bir çözüm anlaşmasının hayati en temel unsuru oduğunu  tüm dünyaya duyurmuştu.

Nitekim Rumlar Meclis kararlarını  o tarihten sonraki tüm görüşmelerde yaşama geçirmek için canla başla çalıştı.

Bir yıl kadar önce ise Rum Çevreciler Partisi Rum Meclisi’ne garantilerin yok edilmesi, askerlerin tamamen adadan gitmesi için çalışılması yönünde daha sert ifadelerin yer aldığı bir karar tasarısı sundu.

Nikos Anastasiadis’in partisi DİSİ ile Rum Komunist AKEL Partisi görüşme sürecinin devam ettiği ve bu karar geçerse Rum tarafının bundan zarar göreceği iddiası ile karar tasarısına destek vermeyince tasarı buzdolabına konuldu.

Geçtiğimiz hafta ise söz konusu tasarı DİSİ, DİKO, AKEL , Çevreciler ve ELAM’ın haricindeki diğer partilerin  desteği ile Rum Meclisi’nden geçti.

ELAM, Yunan askerlerinin Kıbrıs’ta kalmasını, Kıbrıs’ın doğrudan doğruya Yunan olmasını istedğinden milletvekillerinin toplantıya katılıp olumlu oy vermesini engelledi.

Şimdi ortada çok net bir durum var: Rum bizim için olmazsa olmaz olduğunu bildiği Türkiye’nin etkin ve fiili garantisine karşı bir kez daha Meclis kararı ile şiddetli bir saldırıya geçmiştir.  Bizler bu saldırı karşısında dirayetli durmaz, aynı oranda bir tepki ile karşılık vermezsek Rumun amacı doğrultusunda mesafe almasına katkıda bulunmuş, Kıbrıs Türk Halkı’na büyük bir kötülük yapmış olacağız.

Bu nedenle görev Meclisimize ve tüm partilerimizle Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı’ya düşmektedir. Hep birlikte , alacağımız kararlar, vereceğimiz demeçler ve yapacağımız diplomatik girişimlerle Rum Meclisi’nin kararının asılında Kıbrıs Türkü ile bir anlaşma İSTEMEMEK anlamına geldiğini ortaya koymamız şarttır.

Gelişmeler ortaya çıkarmıştır ki Rum tarafı ile BM kararlarında söz edildiği gibi siyasi eşitliğe, iki kesimliliğe dayalı iki kurucu devletin  oluşturacağı, nüfus olarak az olan biz Kıbrıs Türkleri’nin güvenlik ihtiyacını gideren yeni bir federal ortaklık Devleti kurulması mümkün değildir.

Rum Meclisi aldığı son kararla Rumlarla bir çözüm olamayacağını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Hala çözüm mümkünmüş, Rum zihniyeti değişebilirmiş gibi demeçler vermek, halkımızı beklenti içine sokmak halkımızı kandırmaktır.

Yapılması gereken, kendi içimizde gerekli ileri kararları alarak Ruma bağımlı kalmayacağımızı, çözüm için Rumların uydusu olmayacağımızı ortaya koymak, Anavatanımız Türkiye ile birlikte izolasyon ve ambargolara son verilmesi için  adımlar atmaktır. Eğer Rumlar bizim bu adımlarımız sonrası düzelirlerse iki ayrı Devlet olarak AB çatısı altında bir araya geliriz. Olmazsa onlar yoluna , biz yolumuza devam ederiz. Ama herkes bilmelidir ki Kıbrıs Türk Halkı Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin yok  edileceği bir sözde anlaşmaya asla evet demez.Kıbrıs Türk Halkı bunu yapmanın intihar anlamına geldiğinin farkındadır.”